Haset Etmek Ne Demek? İslam'da Haset Etmek Ne Demek?

Haset etmek, kelime anlamı olarak çekememezlik ve kıskançlık olarak tanımlanabilir. Çekememezlik ve kıskançlık kelimeleri kulağımıza aşina kelimeler oldukları için ilk etapta çokta imtina gerektirmiyormuş gibi durabilir. Fakat çokta imtina gerektiren korkunç ahlaklardan birisi olduğunu, önce bir hadis ile anlamaya çalışacağız. Ardından da İslamiyet'in ilk yayılmaya başladığı dönemde Efendimiz aleyhissalâtu vesselam'ın adına İslam'la şereflenmesi için dua ettiği Amr b. Hişam ya da bilinen adıyla Ebu Cehil'in neden İslam'ı kabul etmediği konusundaki itirafı ile devam edeceğiz inşaAllah.
Varlıkların iftihar kaynağı şöyle buyurdular:
Sakın haset etmeyin, çünkü ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, haset de salih amelleri yer bitirir.” 

Haset etmek, hak çabalara batıl karşılık doğurabilir. Yukarıda da bahsettiğim gibi hepimizin yakından tanıdığı İslam düşmanı Ebu Cehil'in konumuzu ilgilendiren itirafı, onu yiyip bitiren bir ateş olmuştur adeta. Kendisine Peygamber duası nasip olmasına rağmen nasipsizler listesinin başına adını yazdıran Ebu Cehil öldüğü vakit, Allah Resûlü sallalahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuşlardı: "Ebu Cehil, bu ümmetin firavunudur."
Bir rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’ım, şu iki adamdan -Ebû Cehil ve Ömer b. Hattâb’tan- sana en sevimli olanı ile İslam’ı güçlendir.”
Peki haset etmek nedir ki, Allah Resûlü'nün adına dua ettiği bir adamın imansız ölmesine sebep olabilsin?
Muğire b. Şu’be (ra) naklediyor: “Allah Resûlü'nü ilk tanıdığım günde, Amr bin Hişam ile beraber Mekke’nin bazı sokaklarından gidiyorduk. Hazreti Peygamber(a.s.m) bize rastladı ve Ebu Cehil’e:
- Ey Ebu Hakem! Allah’a ve Allah’ın Resûlü’ne gel! Seni Allah’a davet ediyorum, dedi.
Ebu Cehil:
- Ey Muhammed! Sen bizim mabudlarımıza küfretmekten vazgeçer misin? İster misin, biz senin tebliğ ettiğine şahidlik edelim. Biz şahidlik ederiz ki sen tebliği yaptın. Allah’a yemin ederim, eğer ben senin söylediklerinin hak olduğunu bilseydim sana tâbi olurdum, dedi. Bunun üzerine Resûl-ü Ekrem bizim yanımızdan geçip gitti.
Ebu Cehil, bana yönelerek şöyle dedi: “Allah’a yemin ederim, ben onun söylediklerinin hak olduğunu biliyorum. Fakat ona tâbi olmaktan beni meneden bir şey vardır: Kusayoğulları…(Efendimizin kabilesini kastederek) ‘Hicâb (Kâbe’nin bakımı) bizdedir’ dediler. Biz onlara ‘peki’ dedik. Sonra ‘Sikaye (hac su hizmetleri) bizim hakkımızdır’ dediler. Biz ‘peki’ dedik. Sonra ‘Nedve (Darü’n-Nedve idareciliği) bizimdir’ dediler. Biz ona da ‘peki’ dedik. Sonra ‘Liva (harp sancağı) bizimdir’ dediler. Biz buna da ‘peki’ dedik. Sonra gelen hacılara yemek yedirdiler. Fakat biz de yedirdik. Nerdeyse bu haslet konusunda eşit derecede idik. Sonra dediler ki: "Bizden bir peygamber geldi." İşte vallahi ben bunu kabul etmem.‘…”Vallâhi ben iyi biliyorum ki onun söyledikleri hak ve gerçektir, itirafında bulundu."

Ebu Cehil'i tümden yakıp bitiren haset ateşi, ya bizi de bitirirse? 


Kaynak: Beyhaki, Delailü’n-Nübüvve, II, 207, İbn-i Kesîr, el-Bidâye, III, 113, Ebu Davud.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar