Resûlullah'ı Sevmek: Ümmü Süleym(r.a.)


Kıyamıyoruz değil mi? Henüz 4-6 ya da 10 yaşındaki çocuklarımıza.. "Kur'an kursuna gitsin tamam hoş ama daha çok küçük" diyoruz. Bilmeliyiz ki, gönderince bize gelecekler. Bilmeliyiz ki, Allah yolunda yürütünce bize yürüyecekler. Bilmeliyiz ki, Allah için feda edince bize bağışlanacaklar. Selam olsun onlara.. İbrahim aleyhisselam'a, oğlu İsmail aleyhisselam, ona yerine feda edeceği bir kurbanlık gönderilince mi bağışlandı yoksa o Allah'ın rızası için canından çok sevdiği İsmail'ini Allah yolunda feda etmekten geri kalmadığı için mi?

Kişisel gelişim ve güçlü karakter için şu ikisi oldukça mühimdir:

1-Kuran'ı rehber,
2-Resûlullah'ı önder edinmek.

Tebük'te şöyle buyurmuşlardı: 

1-İyi biliniz ki, sözlerin en doğrusu Allah'ın kitabıdır.
2-Sünnetlerin en hayırlısı ise Muhammed'in sünnetleridir.

Allah ve Resûlü'nü dünya ve içindekilerden daha fazla sevmedikçe kâmil mümin olunmaz. Sadece seviyorum demekle de olmaz. Çocuklarımızı cennete yürütmenin yolu, önce onları Kitabullah yolunda yürütmekten geçer. Anne vicdanı hassastır. Biliyorum onları çok seviyorsunuz. Zaten çok sevdiğinizi bildiğim ve onları emin bir yola koymanız için gönlünüzde canlandırmanızı istediğim kısa bir örneği Asrı Saadet'ten size getiriyorum.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem'in Medine'ye hicreti, orada bulunan müslümanlar tarafından coşku ve heyecanla karşılandı. Hepsi ona hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyorlardı. Maddi konumu yüksek müslümanlar, Peygamberimizin ihtiyaçlarını karşılarken, ellerinde avuçlarında kendi ihtiyaçları için bile imkanı olmayanlar, Allah Resulü'ne ikram edecek kıymette birşey bulamayınca üzülüyorlardı. Ümmü Süleym(r.anh), fakir ve yoksuldu. Geçimlerini temin etmekte de zorlanıyorlardı. Çokça düşünmüş, uykuları kaçmış ama Peygamberine götürebilecek birşey bulamamıştı. Hazreti Enes radıyallahu anh henüz on yaşındaydı. Biricik Enes'inin elinden tutup huzura geldi.

-Ey Allah'ın Resulü! Dünya malı namına sana ikram edecek tek bir şeyim dahi yok. Kabul buyurursanız oğlum Enes hizmetkârınız olsun.


Hediyesi, bütün dünya mallarından kıymetli ve herkesten fedakarcaydı. Henüz on yaşındaki şefkat ve ilgiye muhtaç yavrusunu odası her gün ziyaretçilerle dolup taşan ve özellikle bütün Arap Yarımadası'nın gözlerini üzerine diktiği Allah Resûlü gibi bir zatın hizmetine vermek herkesin harcı değildi. Ümmü Süleym (r.anh) bunu gönülden yapmıştı. Fedakarlığın hat safhada olduğu bir dönemde Resûlullah'a sevgisini yakinen gösterenlerden birisi olmuş ve Peygamberimizde bu sevginin karşılığı olarak Enes'i hizmetine kabul etmişti.

Hazreti Enes -ki Allah ondan razı olsun- Bedir Gazvesi'ne yaşı küçük olduğu için savaşçı olarak iştirak edememiş ancak yine de Peygamberimizin yanında bulunmuştu. Daha sonra Hudeybiye Antlaşması, Hayber seferi, Mekke’nin fethi, Huneyn Gazvesi, Tâif kuşatması ve Vedâ haccında da Resûlullah'ın yanında bulundu. Allah Resulü'ne hizmetiyle tanındı ve en çok hadis rivayet eden(rivayetlerinde derin titizlik gösteren) sahâbîlerden birisi olarak bizlere ışık tuttu.
Kur'an ve sünnet ahlakı ile yetiştirmek istediğimiz çocuklarımız için fedakârlık edelim ki, bizler Ümmü Süleym(r.anh) ile evlatlarımız da Hazreti Enes (r.anh) ile aynı cennete talip olabilelim. Allah hepsinden razı olsun.

Çocuklarınızı Kur'an kurslarına, ilim yuvalarına gönderiniz. Tabii ki kime ve kimlere teslim ettiğimiz konusunda hassasiyet göstermek şartıyla. Resûlullah'ın yolunda olanların yoluna gönderiniz.

Kaynak: Ahmed bin Hanbel, Buhârî, Vesayâ 25, Buhari, Sahih, İman, 2/8, Tirmizi

Yorum Gönderme

0 Yorumlar