Peygamberimizin Kişisel Özellikleri: Hazreti Ali (r.a.)

Bütün site içeriğimizle birlikte Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in ahlâkını anlatmaya talibiz. Aralara hadis ekleyerek aynı Efendimiz'in yaptığı gibi yapmaya çalışacak ve öz konuşacağız inşaAllah.



"Ben, az-öz söz söyleme (cevami'ul-kelim) özelliği ile donatılmış olarak gönderildim."


Bu yazımızda Emir-ül Müminin Hazreti Ali radıyallahu anh'den anlamaya çalışacağız onu..

Hasaneyn'in babası, Allah'ın aslanı Hazreti Ali radıyallahu anh der ki:

"Allah Resûlü, etrafındakilere karşı daima güleçti."

Hazreti Aişe radıyallahu anha şöyle dedi:

"Hazreti Peygamber’in küçük dili görünecek şekilde kahkahayla güldüğünü hiç görmedim. O sadece tebessüm ederdi."

Güzel huylu idi.

Esirgemesi ve bağışlaması çoktu.

Asla katı kalpli, acı dilli değildi.

Ümmetin firavunu Ebu Cehil'in kendisi gibi İslam düşmanı oğlu müslüman olmaya geldiğinde yanındakilere:

-İşte Ebu Cehil'in oğlu İkrime. Mümin ve muhacir olarak yanımıza geliyor. SAKIN BABASINA KÖTÜ SÖZ SÖYLEMEYİN! Zira, ölüye kötü söz söylemek diriyi rahatsız eder. Ama, ölüye birşey ulaşmaz, demişlerdi.

Kimseyle kavga etmez, bağırıp çağırmazdı.

Kötü söz söylemezdi.

Kimseyi ayıplamazdı.

Cimri değildi.

Hoşlanmadığı şeyi görmezlikten gelirdi.

Umutlu insanı, umutsuzluğa düşürmezdi.
Hoşlanmadığı şey hakkında susardı.

Şu üç şeyi asla yapmazdı:

×Kimseyle çekişmez,
×Çok konuşmaz,
×Faydasız boş şeylerle uğraşmazdı.

Kamil müminlerden Rabbimiz şöyle bahsediyor:

"Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler."(Mu'minun 3)

Hiç kimseyi ne yüzüne karşı ne de arkasından kınamaz, ayıplamazdı.

Hiç kimsenin ayıp ve kusurunu araştırmazdı.

Hz. Abdullah İbnu Ömer (ra) anlatıyor: “ (Bir gün) Peygamberimiz minbere çıkıp yüksek sesle şöyle nida etti:"

“ Ey diliyle Müslüman olup da kalbine iman nüfuz etmemiş olan (münafık)lar! Müslümanlara eza vermeyin, onları kınamayın, kusurlarını araştırmayın. Zira kim, Müslüman kardeşinin kusurunu araştırırsa, ALLAH da kendisinin kusurlarını araştırır. ALLAH kimin kusurunu araştırırsa, onu, evinin içinde (insanlardan gizli) bile olsa rüsvay eder.”

Konuşurken yanında bulunanlar başlarına kuş konmuş gibi sessiz ve hareketsiz dururlardı. Sözünü bitirip sustuktan sonra söylemek istediklerini söylerlerdi.

Sohbetinde bulunanlar, o an birşeye gülerlerse o da onlara uyarak gülerdi. Birşeye hayret ederlerse o da onlara uyarak hayretini ifade ederdi.

Yanına gelen gariplerin ve yabancıların kaba, katı ve kırıcı konuşmalarına sorularına kızmadan katlanırdı.

Gerçek dışı övmeyi kabul etmezdi.

"Birbirinizi övmekten sakının. Çünkü övmek onu boğazlamaktır."

Meddahların [herkesi övenlerin, yağcıların] yüzüne toprak saçın!

Hakka saygısızlık etmedikçe kimsenin sözünü kesmezdi.
Hakka saygısızlık edince de ya o kimseyi konuşmaktan alıkoyup sözünü keserdi ya da o yerden kalkıp giderdi.

Kendisinin gayet farkında olarak:

Hz. İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor:

"Hz. Ömer radıyallahu anh'ın şöyle söylediğini işittim:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı dinledim diyordu ki: "Hakkımda, hıristiyanların Meryem oğlu Ìsa'ya yaptıkları aşırı övgülerde bulunmayın. Şurası muhakkak ki ben bir kulum. Benim için "Allah'ın kulu ve elçisi deyin."

Huzuruna gelen ve konuşurken korkudan titremeye başlayan bir adama ise, imkânlarının en zayıf olduğu döneme ait bir misali zikrederek sakin olmasını şöyle tavsiye etti:

–Sâkin ol kardeşim! Ben bir kral veya hükümdar değilim. Kureyş’ten, Güneş’te kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum!..”


Resûlullah'a benzeyesin.


Kaynak: Buhârî, Tefsîru sûre (46), Diyanet İşleri Meali Kur'an 23:3, (Tirmizi, Birr 85), Ibnu Mace Sünen, Tirmizi, Müslim, Buharî, VIII, 76, 168; en-Nihaye, I, 295, Buhârî, Enbiya 44

Yorum Gönderme

0 Yorumlar