Resûlullah'ı Sevmek : Hazreti Ebubekir



Resûlullah'ı sevmek, Resûlullah'ı anlamaktır. Resûlullah'ı anlamak, hayatı anlamaktır.



Sıddık-ı Ekber radıyallahu anh, huzura gelerek :

-Ey Allah'ın Resûlü, müsaade buyur. Mübarek Kâbe'ye varalım ve Allah davasını hakim kılmak için yeryüzünde mücadele aşkıyla yanıp tutuşan kimseler olarak "biz buradayız" diyelim, der.

Resûlullah cevap verir :

-Azız Ebubekir, yalnızca 38 kişiyiz. Henüz erken, bekleyelim, der.

Ebubekir radıyallahu anh :

-Allah diyenler galip olacak. Bütün varlığımızla o yüce yaratıcıya iman ediyoruz, müsaade buyur çıkalım ya Resûlullah.

Fahri Kâinat Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem çok sevdiği dostunun ısrarları neticesinde teklifini kabul ederek 38 müslüman ile birlikte Erkam radıyallahu anh'ın evinden çıkarak Kâbe'nin avlusuna gelirler. Hazreti Ebubekir Mekke'de müşriklerin çıkarmış olduğu kargaşaya ve sayılarının azlığına aldırış etmeden Kâbe'deki ilk hutbeyi okuyarak "Allahu Ekber" der ve devamla "Şehadet ederim ki Muhammed aleyhisselam Allah'ın Peygamberidir" diyerek ayağa kalkar. Nasipsiz müşrikler, Ebubekir radıyallahu anh'a saldırarak onu ayaklar altına alır. Öylesine işkence ederler ki "herhalde öldü" diyerek oradan uzaklaşırlar. Sıddık-ı Ekber'in kabilesi gelerek onu evine götürürler ve "Ebubekir ölürse vallahi yanlarına koymaz bizde onları öldürürüz" derler. Akşama doğru Hazreti Ebubekir efendimiz kendine gelir ve gözlerini açar açmaz sorar :

- RESÛLULLAH NASIL?

Başında henüz müslüman olmamış babası, anası ve kabilesinden insanlar vardı. Durumu yadırgayarak :

-Bu adam ve bu din yüzünden başına neler geldi görmüyor musun? Ebubekir sen aklını mı yitirdin, vazgeç artık şu çabandan da atalarının dinine dönerek eski rahat günlerine kavuş, dediler.

Ebubekir efendimiz cevap buyurdular :

- RESÛLULLAH NASIL? İslam'ın geleceği onun yaşamasına bağlı, onun ayakta kalmasına bağlı. Ebubekir'in ne önemi var? Ebubekir ölse ne olur? Efendimiz aleyhissalâtu vesselam nasıl, sağlığı sıhhati yerinde mi, der.

Bu sözler üzerine kabilesinden olanlar, Ebubekir radıyallahu anh'ı annesine emanet ederek ona su içirip, yemek yedirmesini söylerler ve kızgın bir şekilde oradan ayrılırlar. Annesinin yemek yedirme çabalarına karşı Hazreti Ebubekir'in tek yaptığı "Resûlullah ne haldedir?" diye sormaktan ibarettir.

- Anne! İnsanlığın kurtuluş umudu olan o Yüce Peygamberin yerini öğren, onu Hattab oğlu Ömer'in kız kardeşi Fatıma'ya sor, der.

Annesi hiç vakit kaybetmeden Fatıma radıyallahu anh'ın yanına gider ve oğlu Ebubekir için Resûlullah'ı sorar. Hazreti Fatıma henüz müslüman olmamış bu kadına Resûlullah hakkında malumat vermez. Vermez ancak Ebubekir'in durumunu merak etmesinden dolayı kendisini Ebubekir radıyallahu anh'ın yanına götürmesini ister. Eve gelip ölüm döşeğinde Ebubekir'i görür, Ebubekir ise onu.. ve der ki :

- Ya Fatıma ! Gözümün nuru, İslam'ın ışığı RESÛLULLAH NASIL?

Fatıma (r.a.) müslüman olmayan annesinin orada bulunmasından ötürü cevap vermez. Ardından Ebubekir (r.a.) :

- Annem müslüman olmadı ama sırrımıza mezar olur. Ne olur Resûlullah'tan haber ver, der.

Fatıma (r.a.) Resûlullah'ın bulunduğu yeri söyler ve ardından Ebubekir efendimiz neşelenir, kendine gelir.

- BENİ RESÛLULLAH'A GÖTÜRÜN !

Hava kararınca Hazreti Erkam'ın evine doğru yola çıkarlar. Resûlullah efendimiz sallallahu aleyhi vesellem sadık dostunu, can yoldaşını beklemektedir. Erkam(r.a.)'ın evinden içeri girerler, iki cihanın güneşi o nur Nebi ayağa kalkarak Ebubekir'ine doğru gelir ve alnından öperek sorar :

- Nasılsın ya Ebubekir?

Ebubekir(r.a.) cevap verir :

- EBUBEKİR'İN ANASI DA BABASI DA SANA FEDA OLSUN. SEN NASILSIN YA RESÛLULLAH?






Yorum Gönderme

0 Yorumlar