Amelde İhlas : Kuzman Hadisesi ve Yesâr (r.a.)



  • "De ki: "Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin Rabbi olan Allah içindir."(Diyanet İşleri, En'am Suresi 162.Ayeti Meali)


O, CEHENNEMLİKTİR !




    Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ve Ashâb-ı Kirâm-ki Allah hepsinden razı olsun- müşriklerle cihad etmek üzere Hayber'e çıktıkları zaman, Kuzman isminde birisi onlara katılmamış ve Medine’de kalmıştı. Bunun üzerine bazı kadınlar, “savaş kaçkını” diyerek onu alaya almış ve bazı sohbetlerin konusu olmuştu.  Kuzman bunu bir gurur meselesi haline getirmiş, "kadınların benimle alay etmesindense savaşarak ölmeyi tercih ederim" demişti adeta. Belki de bu sayede diğer insanların gözünde küçük düşmekten kurtulacağını da düşünmüş ve hemen hazırlığını yaparak hışımla cepheye koşarak ön saflarda yerini almıştı.

   Bir gün mücahitler yerlerine dönmüş, düşmanda kalelerine çekilmişti. Ancak Kuzman, sağda solda düşman ordusundan dışarıda kimi bulsa saldırmaya devam ederek herkesi hayran bırakan bir kahramanlık örneği sergilemeye başlamıştı. Bu durum birçok sahabenin dikkatini çekmiş ve onlar tarafından da cesaret ve mücadelesi övülmeye başlanmıştı.

"Ya Resûlullah! Bizden hiç kimse onun gösterdiği kahramanlığı gösteremedi" diyerek ondan övgü ile söz ettiler. Peygamberimiz ise :

-Fakat o cehennemliklerdendir, buyurdu.

   Şaşırmışlardı. "Böyle biri cehennemliklerdense bizim halimiz nicedir?" diye aralarında konuşmaya başladılar. Sonra da; "Elbette Allah ve Resulü daha iyi bilir" deyip huzurdan ayrıldılar. Fakat içlerinden biri; "Vallahi ben onu bundan sonra gözetleyeceğim" dedi ve öyle de yaptı. Çarpışmalar süresince gözleri hep Kuzman'daydı. Derken onun, düşmandan ağır bir darbe alıp yere yığıldığını gördü. Acılar içinde kıvranıyordu. "Şehadetin mübarek olsun" demeye kalmadan Kuzman : 
-Ben Allah rızası için değil, alaya alınmamak ve kavmimi savunmak için buraya geldim dedi ve daha fazla acı çekmemek için kılıcının kabzasını yere gömdü, keskin ucunu ise göğsüne dayayıp kılıcın üstüne yüklendi. Çok geçmeden de olduğu yerde can verdi. Kendini öldürmüştü, yani intihar etmişti. Onu izleyen müslüman, Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'e koştu.

-Ey Allah'ın Resûlü! Bir kez daha şehadet ederim ki sen şüphesiz Allah'ın Resûlü'sün!

-Bunu söylemene neden olan nedir? diye sorunca da sahabi gördüklerini anlattı.

Bunun üzerine Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem :

-Kimi insan vardır ki halka, görünüşe göre cennet ehline yakışır hayırlı işler yapar. Halbuki o cehennemliklerdendir. Yine insanlardan bir kısmı vardır ki halka, cehennemliklere ait kötü işler yapar görünür. Halbuki onlar cennetliklerdendir.
   
Bu sırada Bilal-i Habeşi Radıyallahu anh'ın sesi duyuldu :

- Ey müslümanlar! Allah Resûlü der ki; cennete ancak mümin ve müslüman olan girer. Muhakkak ki Allah dilerse bu dini facir (yoldan çıkmış sapık) biriyle destekler ve güçlendirir.
  

  Kuzman çarpışma'da gösterdiği bunca fedakarlığa rağmen Efendimiz tarafından "cehennemlik" olarak ilan edilirken bir başkası alnını bir kez dahi secdeye koymadan cennetle müjdeleniyordu. Bu mübarek adam, Yesâr adındaki çobandı.

   İhlasın mükafatı..

   Hayber Yahudilerinden Amir'in Yesar adında bir kölesi vardı ve bu köle onun davarlarını güderdi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, Hayber kalelerini kuşattığı sırada Hayberlilerin silahlarını kuşandıklarını görünce :

-Ne yapmak istiyorsunuz? diye sormuştu. Onlar da :

-Kendisini Allah'ın Resûlü olarak ilan eden adama haddini bildireceğiz. Onun için hazırlanıyoruz, demişlerdi.

Resûlullah kelimesi Yesâr'ın kalbine dokunan bir şefkat eli olmuştu. Bir yolunu bulup Resûlullah'ın huzuruna gelerek :

-Sen neler söylüyor ve nelere davet ediyorsun, diye sordu.

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem, tebessümle baktı :

-İslam'a davet ediyorum. Allah'tan başka ilah bulunmadığına ve benim de O'nun Peygamberi olduğuma inanmaya ve Allah'tan başkasına ibadet etmemeye çağırıyorum.


Yesâr oracıkta müslüman oldu ve sordu :

-Peki.. Ben iman edersem bana ne var?

-Eğer bu şehadetle ölürsen, cennet var.

-Ama ben siyah tenli, çirkin yüzlü ve fakir bir adamım.. bir köleyim! Yahudilerle çarpışır ve ölürsem yine de cennete girer miyim? 

-Evet, girersin.



 ..ve Yesâr, Müslümanlar safında düşman arasına yiğitçe daldı. O, artık Allah yolunda savaşan bir mücahit olmuştu. Çok geçmeden de Yahudiler tarafından kafasına atılan bir taş darbesiyle Allah rızası için bir vakit namaz bile kılamadan şehit oldu. Yesâr, Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem'in huzuruna getirildi. Allah Resûlü ona dönüp baktı ve hemen yüzünü çevirdi.


Ashâb-ı Kirâm(r.a.) :

-Ey Allah'ın Resûlü, ondan niçin yüzünü çevirdin, diye sordular.

-Şehit vurulup yere düştüğü zaman, cennet hurilerinden iki hanımı gelip yüzünden tozları silerler ve; "Allah da, seni toza toprağa bulayanın yüzünü toza toprağa bulasın, seni öldüreni, öldürsün!" derler. Allah, bu kuluna ikram edip onu hayra yönlendirdi. Allah'a hiç secde etmediği halde, cennet hurilerinden ikisini onun başucunda gördüm (de ondan) buyurdu.

Kaynak : İbnu Hişam, III, 93-94; Ayrıca bkz. Buhari, Cihad, 77


"De ki: "Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir." (Diyanet İşleri, En'am Suresi 162. Ayeti Meali)

Yorum Gönderme

0 Yorumlar